Çöplükler ve çiçek bahçeleri

En son güncellendiği tarih: Oca 24

Çöplükte geçirdiğim bir gün. Zamanı önemsiz ama orada geçirdiğim süre ömrümden 10 yıl götürmüş olabilir. Bazen insan koltuğundan kalkmadan da çöplüklere uğrayabiliyor ya neyse. Birilerine dokunur mu diye endişelenmeden yardırıp gideceğim. Çöplük bir mecaz, söylememe gerek yok ama. En önemli özelliği de “oranın” hakikaten çöplük olup olmaması değil orada senin enerjinin çöpe dönüşmesi. Çöp gibi hissettirmesi. Başkasının çöplüğü bir başkasının hazinesi, burada pek sanmıyorum ama… Herkesin kendine göre çöplüğüyle çiçek bahçesi var. Bu iki kavram birbiriyle karıştırılabiliyor yalan yok, kamuflaj diye bir şey var. Çöpe çöp demeden, göte göt demeden önce onu çiçek kendinizi çöp sanabilirsiniz. Yanlış olmasın maskeler düştüğü anda ben çiçekle çöpü birbirine karıştırmam. Gayet iyi bilirim ikisinin arasındaki farkı ve onlara nasıl davranılması gerektiğini. Çöplükten gül veya herhangi bir ortalama çiçek gibi kokmasını beklemem. Yolum çöplükten geçiyorsa burnumu kapatırım ve çantamdaki birikmiş çöpleri atarım. Oradan bana pislik bulaşırsa eve gidince onları üzerimden iğrenerek atarım. Şimdi diyeceksiniz ki neden insan çöplüğe gider zaten. Yanlışlıkla gitmiştir, denk gelmiştir, ya da biriken çöplerini atmaya uğramıştır. Ama onları atayım derken o pis ortama maruz kalırsanız eve yine pislik içinde dönebilirsiniz, aman dikkat. Herkesin iç çatışması, içinde bir karanlık kuyusu vardır ya. İşte onlara şükrettirir çöplükler, en azından sizindir onlar çünkü. Biri o kuyudaki pis suyu kafanızdan boca ediyor gibi gelir. Kendinizi çamaşır suyuna basasınız gelir. Kendinizin en kötü versiyonuyla, artık siz bile olmayan versiyonunuzla karşılaşırsınız orada. Ne bileyim işte biri yüzünüze tükürüp sonra sizi tokat manyağı yapsa nasıl hissederseniz orada da öyle hissedersiniz. Belki değersiz, belki öfkeli, belki şaşkın. Nefes darlıkları gelir. Aslında hislerimi özetlemek için yazının ilk cümlesini 10 kere okumak yeterli olabilir. Çöplüğe gittim. Bu kadar. Belki devamında bu kadar yazmama gerek bile yoktu.

Şimdi çöplüğe ithafen yazı yazınca onu onurlandırmış mı oluyoruz? Çöplüklerin önemi yoktur oradan geçer gidersiniz diyebilirsiniz. Ama çirkin, sahici olmayan, varlığıyla bile size hakaret etme niteliğinde olan, sadece çürütmeyi bilen herhangi bir yer sizi sinirlendirip canınızı sıkabilir. Onlara sinirlenip küfretmekte bana kalırsa hiçbir sorun yoktur. Bende bu duyguları anımsatan bir yere gidip orayı dağıtmıyorsam, bende uyandırdıklarını yazıya döküyorsam bunu rahatlıkla başarı olarak kabul ederim. Çiçeğe de çöplüğe de ithaf en istediğimiz gibi yazabilmeli konuşabilmeliyiz bence. Aksi takdirde sanat bu kadar gelişemezdi. Yeri gelmişken her çiçek size iyi gelecek diye bir şey yok. Yazının başlığına bakmayın, dünya çiçek bahçeleri ve çöplükler diye ikiye ayrılmıyor malum. Birbirine karışmış iç içe geçmiş bunlar, kendi içimizde bile. Kendime çöp demezdim ama ben de biraz hasarlı, bazen hatalı, defoları olan bir “çiçeğim” belki. Hangimiz değiliz ki? Çöplükler değil. Ama sapla samanı da ayırmak lazım. Koklayıp, gezip o çiçek bahçesinden de çıkabilirsiniz. Belki size alerji yaptı çiçek, olur ya. Doğru olmayan bir çiçek bahçesindeyim galiba pek hoşlanmadım, buradan gitmek zorundayım. O bahçeden her geçişimde adımlar hızlansın ama saygımı ileteyim oraya. Çöplükler öyle değil. Dünyada öfke, küfür, tiksinti gibi olgular varsa eğer; çöplükler bunları hak ediyor. Çiçek bahçesinde ise iyiye de kötüye de yer vardır ama oranın temelinin güzel olduğu gerçeğini yadsıyamazsınız. İşte bende oranın uyandırdığı hisler bunlar, elimde değil. Kısa süre sonra geçer, gerilmiş bir yaydan çıkan ok gibi yine fırlatılırım yörüngeme. Bunları dinginlikle okurum. Özsaygımla daha sıkı bağlanırım. Çöplüklerin varlığını bile unuturum, kokuları bana ulaşmaz. Ama ne olursa olsun kötü koktukları bilgisini unutmam.

Yolunuz her yerden geçer de sonunda kendinize çıksanız yeter ya. Bakalım tam bir metafor insanı ama metaforlara sıkışmadan kendini dümdüz ifade etmeyi de seven yazarın başına daha neler gelecekti, buraya nelerini dökecekti…

43 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ampulü yaktım korkumu kırdım

Bir değişiklik yapayım dedim ve aklıma yazı fikri gelir gelmez yazmaya koyuldum. Bunu yapmama müsaade eden zaman bolluğuma ve anlık yaşam koşullarıma teşekkür ederim. Hep negatif olmayacak, hep sorunl

Yazmak laneti ve hediyesi üzerine

Instagramda karşıma çıkan bir öneri üzerine Netflix'ten Fran Lebowitz adlı yazar hakkındaki mini belgesel serisini izlemeye başladım. Mini derken cidden mini bu arada yedi kısa bölümden oluşuyor. Biyo

Şikayet etmem gerekiyor, patlayacağım

Söylemiş miydim bilmiyorum ama çoğu insanın sıkıntısını çektiği kolektif sorunlardan bahsetmeyi seviyorum. Kendim de bir bütünün parçası olma hissini sevdiğimden olabilir, eminim bunu önemseyen başkal

 

İletişim

Okuyup da bana söylemek istedikleriniz olursa beklerim. Mail adresim biraz eski evet...

Kız ve Kedi
 

©2020, yeryüzündennotlar tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now