Ara
  • Aslı Zengin

Şimdide olmamanın sırrını bulan var mı?

Merhabalaar. Okuduğum bir kitap, hayatımda içinden geçtiğim (ya da içimden geçen süreç lol) süreç ve genel düşüncelerimi sentezleyerek bir şeyler döküleceğim. Bu arada merak eden 3 (üç) kişi varsa aralık bırakarak yazdığımın farkındayım... Keşke bunlar blog stratejimin bir parçası ve her şeyi ben kontrol ediyorum diyebilseydim ama hayır. Kendime yakıştıramadığım bir mükemmeliyetçilik ve kendime çok yakıştırdığım bir performans kaygısına sahibim. Bu sebeple istediğim düzende yazamıyorum ya da kalemime hükmedemiyorum diyebilirim. Eğer bunu duymaya ihtiyacı olan, kendini bu konuda yalnız hisseden varsa inanılmaz bir son dakikacı ve erteleyiciyim, selam sana! Neyse bu konu üzerinde çalışıyorum ve dürüst olma politikama uyuyorum deyip konuyu kapatalım... Ve gerçek konuyu açalım.

Diksiyon kursundan öğrendiğim üzere bir konuşmanın başlangıcında "Bugün sizee bundan bahsedeceğim ehehh :Dd" dememek gerekiyor, konuşmaya direkt dalmak gerekiyormuş. Eminim uyanların çok işine yarayan bir tavsiyedir. Okuduğum kitabın adı "Şimdi'nin Gücü" ve hayır bu yazıda kitap incelemesi yapmayacağım. Aslında spritüal derinliği olan bir kitap ve belki onunla bu kadar dalga geçmemi hak etmiyor ama yapacak bir şey yok. Kendime ders çıkardığım ve aydınlanmamı sağlayan tarafları da var. Burada kocaman bir AMA devreye giriyor tabii. Zihnimizin sesinin bizim gerçek benliğimizden ayrı olduğunu söylüyor kitap ve yazılanları zihnimizle anlamak yerine hissetmek gerektiğini. Zihin kurtçukları eleştirel, geçmişte yaşıyor, hep yargılıyor, insanı aşağı çekiyor ya hani; bu sesle savaşmak yerine o sesi duyup öz varlığından ayrı olduğunu kabul etmenin önemli bir adım olduğunu söylüyor kitap. Savaşıp daha da kudurtma onu, sadece kabul et duy ama dışarıda olduğunu bil, mesaj kısaca bu. Sonra zihnin mantık arayan sesiyle kitabın yazarının arasındaki diyaloğa şahit oluyoruz, hissetmemiz gereken olguları mantığımızla kavramaya çalışmak çabasız bir uğraş yazara göre. Bu kitabı okudum aaa evet mantıklı ben bunları uygularım dedim ama öyle aman allahım hayatım değişti deneyimi yaşamadım, kitap da bunu vadetmiyor zaten. Bir kitap, bir insan, bir film şak diye bir insanın hayatını değiştiremez zaten bence. Eğer bunu okudum hayatım değişti diyen birini görürsem alkolün verdiği sarhoşluktan da kısa süren bir halin içinde olduğunu düşünüyorum. Bize dokunan her eser kocaman bir yapbozun parçalarını tamamlıyor sadece. Neyse, yerme kısmına gelelim çünkü itiraf edelim ki "yerme" enerjisi bizi besleyen aynı zamanda kötü gibi görünen hallerden birisi. Kitaba göre aslında en büyük sorunumuz şimdide kalamama ve şimdiyi özümseyememe hali. En yüzeysel tabirle, şimdide mevcut olmayan sorunlar ve hisler bizi etkiliyor ve tam şu an yaşadığımızı unutuyoruz. Ne yazık ki Türkiye'de yaşadığımızı ise unutamıyoruz. Pratikler ve çaba sonucu zihnimizden arınırsak ve şu anı yaşarsak zihnimizin yarattığı sorunlardan kurtulabilirmişiz. Zaten hayatta yeterince sorun varmış diyor, aynen böyle diyor. Peki hayatta yeterince sorun var lafındaki sorunlar, bizim yarattığımız sorunlardan neden farklı? Yani belki şu an hayattaki rutin sorunlardan biriyle boğuşuyoruz ve zihnin bir suçu yok yani. Dayı sorunlarının hali hazırdaki varlığını kabul ediyor ancak sadece zihin çerçevesinden bakarak kendiyle çelişiyor ve ŞU ANIN kendisinin sorunlu olabileceği fikriyle ilgilenmiyor. Bir görüşte uzmanlaşmanın kötü yanlarından biri kendini kısıtlamak galiba. Yani şimdiki zamanın kendisinde sorun olsa bile araya zihin, geçmiş duygular vs girerek onu kabullenmemizi ve çözmemizi güçleştiriyormuş. Bunlardan kurtulmak çözümmüş. Wow, hayatı çözdük dostlar geçmiş ve gelecek kalksın 7/24 meditasyonda gibi yaşayalım. Yani meditasyonun günler sürmemesinin bir sebebi var bence... Kesin çözümü her daim psikoloji biliminde görüyorum, bunlar yan oyalamalar gibi. Acılar, travmalar, tecrübeler, çelişkiler, krizler içinden geçilmesi ve geçtiğinde de büyümen gereken hayat yolları bence. İnsanın her duyguyu ve tam olarak HER deneyimi yaşaması yönünde pozitif de olsa bariyer kuran olguları sevemiyorum. Safi sorunsuzluğa ve toz pembeliğe yönlendiren, insanı daraltanları da. Ben zihnimdekileri zihnimle çözme; mantığa, sezgiye oturtma taraftarıyım sorry not sorry. Bu kitaptan alacağım küçük artı yanları alıp normal yaşayacağım işte. Daha konuşurdum aslında laf lafı açıyor ama diğer yazılara saklayacağım. Daldan dala atlayasım var da diğer dala başka bir yazıda atlasam daha iyi olacak sanırım. Her kavram arasında merdiven gibi bulunan gizli bağlar sizce de büyüleyici değil mi?

47 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Çöplükler ve çiçek bahçeleri

Çöplükte geçirdiğim bir gün. Zamanı önemsiz ama orada geçirdiğim süre ömrümden 10 yıl götürmüş olabilir. Bazen insan koltuğundan kalkmadan da çöplüklere uğrayabiliyor ya neyse. Birilerine dokunur mu d

Şikayet etmem gerekiyor, patlayacağım

Söylemiş miydim bilmiyorum ama çoğu insanın sıkıntısını çektiği kolektif sorunlardan bahsetmeyi seviyorum. Kendim de bir bütünün parçası olma hissini sevdiğimden olabilir, eminim bunu önemseyen başkal

Olmuyorsa da olur mu, zorlamak mı lazım?

Her zaman öyle su gibi akmazmış beyninden geçenlerle önünde açık durak boş sayfa arasındaki yol. İttirmen, kaktırman lazım sanırsın. Olmayınca olacak, zorlamam lazım dersin. Tıkanık yollara şöyle bir

 

İletişim

Okuyup da bana söylemek istedikleriniz olursa beklerim efendim. Mail adresim biraz eski evet...

Kız ve Kedi
 

©2020, yeryüzündennotlar tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now