Olmuyorsa da olur mu, zorlamak mı lazım?

Her zaman öyle su gibi akmazmış beyninden geçenlerle önünde açık durak boş sayfa arasındaki yol. İttirmen, kaktırman lazım sanırsın. Olmayınca olacak, zorlamam lazım dersin. Tıkanık yollara şöyle bir su tutup orayı yıkayasın gelir. Ki sonra, içinden su gibi aksın kağıda dökülmesini istediklerin. Neden akmaz ki acaba? Belki tıkanıklık yolda değildir, akmasını istediğin düşünceler öyle büyük öyle karmaşıktır ki beynini zonk zonk yapmaktan akıp gitmeye fırsatı bile olmuyordur. Düşünceler öyle büyüktür ki derken öyle aman aman çok önemli ohoo gibi değil elbette. Onun yeri burası değil şimdi bi susun. Demek istediğim kendi içindeki engebeli düşüncelerin nasıl aksın gitsin kâğıda? Geçtiği yolları da talan etmezler mi? Eder tabii, ondan baktın zorlanıyorsun, ara ver. Ara vermek aslında bir şeyden kopmak veya ona olan hislerini hiçe saymak değildir biliyor muydun? Vov büyük şok. Yazı yazmak için, yani sevdiğim ve hobi olarak başladığım eylem için bile olmayınca oldurasım, zorlayasım geliyor kendimi. Seviyorum mesela bu eylemi ama bazen olmaz işte nedir yani, yazasın geldiğinde daha güzelini yazarsın. Zehirli düşünce tohumcukları öyle demiyor tabii.


Yapacaksın, duyguların sürekli ve sabit ilerleyecek. Beynim zonkluyor demene sebep olan engebeli taşlar zihnindeyken bile diyor ki o: yapacaksınn!!! Ben senin duygularından, sıkıntılarından, ruhunun anlık değişen ihtiyaçlarından anlamam, yapacaksın kardeşim. Boş durma hemen kendini sıkıntılara bir şeylere ver, ya da dur verme sen hep mutlu ol. Hayat üzerinden geçse de mutlu olacaksın, koşullara, benliğine aldırmadan iyi hissedeceksin diyorum sana. Zaten depresif ataklar yaşamanın, kendini kötü hissetmenin falan bir bahanesi de yok ki canım. Ondan boşver sen, benliğini hiçe saymak pahasına kendine verdiğin sözleri tut, sonunda bok çıkıyor çünkü. Değişen koşullara ve duygularına göre güncelleme kendini. Sen sadece yap. Hem zaten bir şeye başlıyorsan sürekli yapmalısın, ara vermek güçsüzlük ve sevgisizlik belirtisidir. Her anın aynı geçecek. Benim sana dayattıklarımın, hayatın fahişesi ol.


O zehirli düşünce tohumcukları denen varlıklardan bazı alıntılar yaptım son cümlelerimde. Hep bunları söylemiyorlar tabii, bazen susmasını da biliyorlar. Ama bi bilmediler mi işte o zaman yandın. Onlar susana kadar benliğin konuşamıyor. Benliğini güçlendireceksin ki o sese baskın gelecek. Herkes güçlendirme metodlarını kendi bulsun. İşte bu açmazlara girerim çıkarım ben, muhtemelen birçok insan gibi? Bu dediğim tohumcuk zımbırtılarına herkes farklı isim takar, sevgili psikoloji uzmanları ve insan ruhuyla ilgilenen bilimum insanın yolu bu tomurcukları anlamlandırma çabasından geçmiştir. Neyse, yazımı da o tohumlara yem etmeye niyetim yok. Sadede gelelim yavaştan, son yudumlara geçelim. Bu yazı, o zorlayan seslere uyarak yazılmamıştır. Bizzat içimden kopup gelmiştir, hatta kendileri yazı konumu oluşturmuşlardır ne güzel. Her kötü şeyin sonu bir güzelliğe bağlanır diye bir şey yok, bazen kötü sadece kötüdür. Ama bazen de bağlanıyor işte, o zihnindeki o sesler hafif sustuğunda sen bir bastırıp üste çıkıyorsun. Sonrası ne? İstediğin gibi yazıyorsun, istediğin gibi yiyorsun, istediğin gibi ifade ediyorsun kendini. Kendi içimizdeki canavarlarla yaşıyoruz bazen, o yüzden kendimize rağmen mücadele etmek diyorum. Zaten insanın önce kendiyle mücadele etmesi gerekliliği dünyanın zor bir yer olduğunun kanıtı değil mi? Dünyayı birazcık da iyi yapan konuları da başka yazılarda deşeceğimdir. Bu yazıda bir insanın iç çatışmalarına şahit oldunuz, neyse ki bu çatışmada iyiler kazandı.


120 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ampulü yaktım korkumu kırdım

Bir değişiklik yapayım dedim ve aklıma yazı fikri gelir gelmez yazmaya koyuldum. Bunu yapmama müsaade eden zaman bolluğuma ve anlık yaşam koşullarıma teşekkür ederim. Hep negatif olmayacak, hep sorunl

Yazmak laneti ve hediyesi üzerine

Instagramda karşıma çıkan bir öneri üzerine Netflix'ten Fran Lebowitz adlı yazar hakkındaki mini belgesel serisini izlemeye başladım. Mini derken cidden mini bu arada yedi kısa bölümden oluşuyor. Biyo

Çöplükler ve çiçek bahçeleri

Çöplükte geçirdiğim bir gün. Zamanı önemsiz ama orada geçirdiğim süre ömrümden 10 yıl götürmüş olabilir. Bazen insan koltuğundan kalkmadan da çöplüklere uğrayabiliyor ya neyse. Birilerine dokunur mu d

 

İletişim

Okuyup da bana söylemek istedikleriniz olursa beklerim. Mail adresim biraz eski evet...

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

Kız ve Kedi